29 Temmuz 2020 Çarşamba

28 TEMMUZ 2020 TARİHLİ HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

 

1.HMK 20.maddede düzenlenen görevsizlik ve yetkisizlik halinde dosyanın görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi için başvuru süresi:

-          Karar kesin ise tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta,

-          Kesin olmayan kararlar için kanun yoluna başvurmaksızın kesinleşmişse kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta,

-     Kesin olmayan kararlar için kanun yoluna başvurulmuşsa, başvuru sonucu verilen kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmek gerekir.

2 haftalık süre geçtiği takdirde görevsizlik/yetkisizlik kararı veren mahkeme tarafından “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilir.  Bu durumda mahkeme yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda da karar verecektir.

2.HMK 28.maddede düzenlenen yargılamanın aleniyeti ilkesine sınırlama getirilmiştir. Önceki sınırlamalara ek olarak “yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya yarar üstün bir menfaati kesin olarak gerektirdiği takdirde, ilgilinin talebi üzerine duruşmaların bir kısmı ya da tamamı gizli olarak yapılabilir.

Önceden genel ahlak ve kamu güvenliği gerekçesiyle gizlilik kararı verilebilirken şimdi bu çerçeve yargılama ile ilgili kişiler olarak genişletilmiştir. “Davanın tarafları” yerine “yargılama ile ilgili kişiler” dendiği için yargılama ile ilgili kişilerin kimler olduğu sorunu gündeme gelecektir. Tanıklar, bilirkişiler gibi davanın tarafı olmadığı halde dava dosyasında adı geçen 3.kişilerin de (örneğin bir boşanma davasında adı geçen 3.kişiler gibi) “yargılama ile ilgili kişiler” olarak değerlendirilmesi mümkündür.

3.HMK 36.maddede hakimin ret sebeplerine uyuşmazlıkta arabulucu ya da uzlaştırmacı olarak görev yapması eklenmiştir.

4.HMK 38.maddede düzenlenen hakimin ret talebinin incelenmesine dair usulü düzenlemeler 32.madden çıkartılarak 42.maddeye eklenmiştir.

5.Kesin süreyi düzenleyen HMK 94.maddede hakimin verdiği sürenin kesin olduğunu belirtebileceği, ancak kesin süre içinde yapılacak işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklaması gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca hakimin kesin süreye uyulmamasının sonuçları hakkında da taraflara bilgi vermesi gerekmektedir. Eğer sürenin kesin olduğu belirtilmemişse süreyi geçiren taraf yeniden süre isteyebilir. İkinci defa verilen süre kesindir.

Bu düzenleme ortada böyle bir usul kuralı yokken Yargıtay’ın hak kayıplarını önlemek için eskiden beri uygulanmasını gözettiği kuralların yasa haline getirilmiş şeklidir. Bir başka deyişle uygulama eski, yasa yenidir.

6.Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK 107/3.maddede yer alan “kısmi eda davasının açılabildiği hallerde tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın varlığı kabul edilirhükmü yürürlükten kaldırılmıştır.

Uygulamada davacının kısmi eda davası açma imkanı varken tespit davası açmasına pek rastlanmadığından ilgili fıkranın yürürlükten kaldırılmasını yasanın sadeleştirilmesi açısından olumlu karşılıyorum.

107 maddenin 2.fıkrasında yapılan değişiklik belirsiz alacak davası açısından daha büyük önem arz ediyor. Değişikliğe göre davasını asgari bir değer göstererek açan davacı, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirlemesi mümkün olduğunda hakim tarafından tahkikat bitmeden verilecek 2 haftalık kesin süre içinde alacağın değerini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi halde dava dilekçesindeki miktara göre karar verilir.

Uygulamada karşı tarafın verdiği bilgi sonucu alacağın değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesi diye bir şey söz konusu olmadığına göre bu düzenlemeyi bilirkişi raporunu esas olarak değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

Özellikle işçilik alacağı davalarında bilirkişi raporu alındıktan sonra raporda bir miktar alacak hesaplanmışsa davacı açısından çelişkili bir durum ortaya çıkıyordu. “Davalı bilirkişi raporuna itiraz etti, acaba mahkeme itirazı dikkate alıp ek rapor alacak mı? Ek rapor alırsa alacak miktarı düşecek mi ya da artacak mı? Artarsa ek dava açmam gerekir, azalırsa karşı yan vekalet ücreti doğar.”

Bu durumda bekleyip hakimin bilirkişi raporuna ilişkin vereceği ara karara göre bedel artırım/ıslah yoluna gitmek en güvenlisi olarak görünüyordu. Dolayısıyla yargılama uzamış oluyordu. Yapılan değişiklik hakime bilirkişi raporu alındıktan sonra davacıya bedel artırım dilekçesi vermek için yetki verdiğine göre bilirkişi raporu ile birlikte dava değerini tam ve kesin olarak belirlemesi için davacıya ihtarat yapılmasının önünde hiçbir engel kalmadığını düşünüyorum. Böylece yargılamanın hızlandırılması sağlanmış olabilir.  

Tabi bu düzenlemenin hakimi ihsas-ı reye zorladığını savunmak da pekala mümkün. Çünkü davalı henüz bilirkişi raporuna itiraz etmeden davacıya bedel artırması için süre veren bir hakimin bilirkişi raporuna yönelik itirazları peşinen reddedeceği söylenebilir.

7.HMK 116/1c maddesinde yer alan işbölümü itirazı, ilk itirazlar arasından çıkartılmıştır.

8.HMK  120.maddede yapılan değişiklik ile gider avansı ve delil avansı farklılaştırılmıştır.

9.HMK 123.maddeye yapılan ek ile davacının, davalının rızası ile davasını geri aldığı hallerde davanın açılmamış sayılacağına kararı verileceği düzenlenmiştir. Uygulamada davanın geri alınmasına pek rastlanmamakla birlikte kanaatimce değişiklik öncesi dava geri alındığı takdirde ret kararı verilmesi ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirdi. Davanın açılmamış sayılmasına karar verildi takdirde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Davanın geri alındığı durumlarda taraflar arasında “sulh” yapıldığını varsayarsak ret vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi sulhun ruhuna daha uygun olacaktır.

10.HMK 125.madde dava konusunun devri düzenlenmektedir. Davacı ya da davalı dava konusunu devreder ve dava devreden aleyhine sonuçlanırsa yargılama giderlerinden hem devreden hem devralan sorumlu olur.

11.HMK 127.maddede yapılan değişiklikle cevap süresinin uzatıldığı hallerde ek sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı karmaşası sona ermiştir. Önceden cevap süresinin sonundan itibaren mi yoksa ek cevap süresi verilmesi kararının tebliğinden itibaren  mi ek cevap süresinin başlayacağı tartışma konusu olmaktaydı. Yasa, ek cevap süresinin normal cevap süresinin bitiminden itibaren başlayacağını düzenlemiştir. Basit yargılama usulü için aynı düzenleme HMK 317’de yapılmıştır.

12.HMK 139.maddenin önceki halinde yer alan taraflardan biri ön inceleme duruşmasına gelmediği takdirde diğer tarafın onun yokluğunda iddia/savunmasını değiştirip genişletebileceği düzenlemesi madde metninden çıkartılmıştır. Bunun yerine HMK 141.maddeye ekleme yapılmıştır. Son durumda iddia/savunma en geç dilekçeler teatisi aşamasında değiştirilebilir.

13.HMK 140.maddede yapılan değişiklik delilleri sunma zamanını değiştirdiği için hayati öneme sahiptir. Taraflar değişiklik öncesi  ön inceleme duruşmasına kadar delilleri bildirmekle yetinip sunmayabiliyor, hatta ön inceleme duruşmasında eksik delilleri ve tanıkları bildirmek için süre talep edebiliyorken değişiklik sonrasında artık bu işlemin ön inceleme duruşma davetiyesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde yapmak gerekecek. Bir başka deyişle ön inceleme davetini alan taraf, 2 haftalık süre içinde tanıklarını bildirmek, delillerini sunmak, getirtilmesi gereken delillerin getirtileceği yerleri bildirmekle yükümlü. Aksi takdirde bu delile dayanması mümkün değil.

14.HMK 147 ve 186.maddede yapılan değişiklikler sözlü yargılamaya ilişkindir. Tahkikat aşamasının bittiği duruşmada sözlü yargılamaya geçilir. Taraflardan biri talep ettiği takdirde sözlü yargılama için 2 haftadan az olmamak üzere erteleme kararı verilir. Sözlü yargılama günü, duruşmaya gelmeyen tarafa ayrıca tebliğ edilmez. Sözlü yargılamada karar verilir.

Bu durumda mazeret dilekçesi verilmesi v.b. sebeplerle duruşmaya girilmediği hallerde sözlü yargılama için ayrıca duruşma günü tebliğ edilmeyeceği  için yeni duruşma günü takibine özen gösterilmesi  gerekmektedir.

15. HMK 149.madde ile başka yerden elektronik ortamda duruşmaya katılmanın önü açılmıştır. Maddeye göre hakim, taraflardan birinin talebi halinde tarafın ya da vekilinin bulunduğu yerden duruşmaya katılmasına karar verebilir. Aynı şekilde tanıklar, bilirkişiler ve uzmanlar da uzaktan bağlantı ile dinlenebilir. Konunun çıkartılacak yönetmelikte düzenleneceği belirtildiğinden detayları öğrenmek için yönetmeliğin yayınlanmasını beklememiz gerekecek.

16.HMK 177.maddeye yapılan ekleme ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı nedeniyle öteden beri uygulanan  bozmadan sonra ıslah yasağı” kaldırılmıştır. Yargıtay bozma kararından ya da istinaf mahkemesinin ortadan kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde ilk derece mahkemesi  tahkikata dair bir işlem yaparsa ıslah yapılabilir.  Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.

Dosyada daha önce ıslah yapıldıysa bozmadan sonra yeni bir ıslah yapılabilir mi? Maddenin kaleme alınış şeklinden yapılamayacağı sonucuna varıyorum ama bir açıklık yok.

İstinaf mahkemesi ortadan kaldırma kararı verdikten sonra kendisi işin esasına girerse ıslah yapılabilir mi? Madde metninde “…dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde ilk derece mahkemesi tahkikata dair işlem yaparsa…dendiği için yapılamayacağı kanaatindeyim.

Fakat bu iki konu üzerinde yeni tartışmalar çıkacağı açık.

17.HMK 183/A maddesi ile toplu mahkemeler yani ticaret mahkemeleri için HMK 185.maddesiyle uyumlu olarak eski tahkikat düzeni geri getirildi. Toplu mahkemelerde ve heyetçe görülmesi gereken işlerde bir hakim tahkikatı sürdürüp dosyanın tamamlandığı kanaatine vardığında dosyayı heyete tevdi edecek. Kararı tek hakim değil heyet verecek.

18. HMK 222.maddede yapılan değişiklik ticari davalar için önem arz ediyor. Uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerini ibraz ettiği hallerde tarafların birinin defterlerinde uyuşmazlık konusu ile ilgili hiçbir kayıt yoksa diğer tarafın defterlerindeki kayıtlar sahibi lehine delil teşkil etmez. Bu hükmün uygulanması için her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olması gerekir.

Yani taraflardan biri örneğin davacı/satıcı, kestiği faturayı usulüne uygun olarak tebliğ edip  defterine işlese bile davalı/alıcı faturayı defterine işlememişse davacının defterlerin lehine delil olma özelliği olmayacak. Bir yandan da hiçbir hizmet vermediği halde fatura kesip yollayan kötü niyetli satıcıların önü ispat hukuku açısından bir nebze kesilmiş olacak.

19. Bilirkişi raporuna itirazı düzenleyen HMK 281.maddede yapılan değişiklik de pratik hukuk hayatını yakından ilgilendiriyor. Tıpkı cevap dilekçesi hazırlamak için ek süre talep edildiği gibi bilirkişi raporuna beyanda bulunmak için de bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre talep edilebilecek. Ek süre, itiraz süresinin bitim tarihinden itibaren başlayacak.

20.Uygulamada sıkça görülen ve hükmün tavzihi ya da tashihi gibi zorlama yollarla giderilmeye çalışılan karar hatalarının giderilmesi için HMK 305/A maddesi oluşturularak “hükmün tamamlanması” müessesi getirilmiştir.  Taraflar kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde hakkında karar verilmesi gerektiği halde kısmen ya da tamamen karar verilmeyen konular için ek karar verilmesini talep edebilir. Ek karara karşı kanun yollarına başvurulabilir.

21.HMK 310 ve 314.maddelere yapılan değişiklik ile hukuk bürokrasisi azaltılmış. Önceden karardan sonra sulh ya da feragat halinde tarafların sulh ve feragat dilekçeleri temyiz/istinafa gönderiliyor ilk derece mahkemesince feragat ya da sulh konusunda bir karar verilmiyordu. Bu değişiklikten sonra feragat/sulh dilekçesini alan ilk derece mahkemesi ek karar verecek. Dosya temyiz/istinafa gönderilmişse incelenmeksizin geri gönderilip ilk derece mahkemesinden ek karar vermesi istenecek.

22.HMK 341.maddede yapılan değişiklikle yüze karşı-duruşmada verilen ihtiyati haciz/tedbir kararları aleyhine istinaf başvurusu yapma imkanı getirilmiştir.

23.HMK 353 istinaf incelemesine ilişkin olup uyuşmazlığın çözümüne önemli ölçüde etkili olacak delillerin toplanmaması ya da değerlendirilmemiş olması ya da talebin bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması hallerinde istinaf mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı geri gönderebilir.   Aynı şekilde yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine ya da yeniden esas hakkında karar verilebilir.

24.HMK 358.madde istinafta yapılacak duruşmaya ilişkindir. İstinaf mahkemesinin vereceği iki haftalık süre içinde masrafın yatırılması gerekmektedir. İki haftalık süre içinde masraf yatırıldığı takdirde duruşmaya gidilmese dahi karar verilir. İki haftalık süre içinde masraf yatırılmazsa mevcut duruma göre karar verilir. İki haftalık süre içinde masraf yatırılmaz da tahkikatın devamı için masraf yatırılması şart olursa istinaf başvurusu esastan reddedilir.

25.HMK 359.maddeye yapılan ekleme ile İstinaf Mahkemesi’nin zaten fiilen uyguladığı, esastan red kararına gerekçe yazmama alışkanlığı hukuki zemine oturtulmuştur. “Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.”

26. Temyiz edilemeyen istinaf mahkemesi kararlarına “Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar” eklenmiştir. (HMK 362)

27. HMK 393 ile ihtiyati tedbir kararının uygulanması için sürenin tefhim ya da tebliğden itibaren başlayacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Yokluğunda aleyhine ihtiyati tedbir verilen taraf, eğer esas hakkında dava açılmışsa itirazını esas mahkemesine yapacaktır. (HMK 394) Esas hakkında dava açılmamış ise tedbir kararını veren mahkemeye itiraz edilebilir.

HMK 398.maddede düzenlenen ihtiyati tedbire muhalefetin cezası Anayasa Mahkemesinin önceki düzenlemeyi iptal etmesi üzerine yeniden düzenlenmiştir.

 


28 TEMMUZ 2020 TARİHLİ HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

  1.HMK 20 .maddede düzenlenen görevsizlik ve yetkisizlik halinde dosyanın görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi için başvuru süres...